26.03.2010

Söyleştik...

“Hayat Bir Anlatıdır” üzerine söyleştik...
TÜYAP BURSA 8. KİTAP FUARI
Tarih: 04.03.2010 / Uludağ Salonu
Saat:17.00-18.15
Konuşmacılar: Beyza Ersoy, Serap Yenilmez, Pelin Yılmaz, Şafak Pala, Gökçe Haner
Düzenleyen: BEK (Bursa Edebiyat Kültür Derneği)

23.03.2010

Yaşam'la Ölüm Üzerine

-Öleceksin
-Biliyorum
-...
-Biliyorum. Ama bu, ben istediğim zaman olacak.

Başlamak Bulantısı

-Merhaba, ben yeni başladım...

Başlangıçlar... Önceleri heyecanlı olacak, sonra gittikçe rutinleşip alışkanlığa dönüşecek, sonlanmasıyla anlam kazanacak çoğu kez. Neye başlarsan başla...

Köprüde

Benim bir sırrım var. Evet inanmayabilirsiniz ama benim gibi bir adamın da sırrı olabilir. Konuşurken kimsenin gözlerine bakamayacak kadar çekingen olabilirim. Adımlarım farkedilmesin diye kösele ayakkabı giymeyebilir, neredeyse yere basmadan yürüyor olabilirim. Ama yine de bir sırrım var işte.

İstiridye Sızısı

I.
Soğuk gecenin dizleri dibine kıvrılmış, çakacak bir şimşeğin içimi aydınlatmasını bekliyorum. Derken, harikulade bir tablonun karşısında çakılı kalan cahil bir hayran gibi taş kesiliyorum. Soğuk, bedenimi zangır zangır titretirken, içimde yanan anılarımın dumanı dudaklarımdan beyaz beyaz tütüyor.

10.03.2010

"Middlesex" Bursa'da başlar


“...Manzara etkileyiciydi. Bin feet aşağıda eski Osmanlının başkenti Bursa, vadinin yeşilliği boyunca bir tavla tahtası gibi uzanıyordu..... Bursa -son altı yüzyıldır olduğu gibi- çok sevimli görünüyordu, kutsal bir şehir, Osmanlı’nın kabristanı ve ipek ticaretinin merkezi; sessiz ve yokuş caddeleri minare ve servilerle çiçeklenmişti...”

Geçtiğimiz yılın Pulitzer ödüllü romanını karıştırırken karşılaştığım bu satırlar beni şaşırttı. Amerika’nın en prestijli edebiyat ödüllerinden birine göz atarken, yaşadığım kent çıktı birden karşıma... “Aradaki uzak denizlere ragmen Bursa’yı keşfeden yazar, bu tarihi kentten çok etkilenmiş olacak ki sıradışı hikayesine buradan başlamış” diye düşündüm. Yazar Jeffrey Eugenides’in Middlese.x (Ortacins) adını verdiği yaklaşık 500 sayfalık kitabında anlattığı enteresan öyküde bize dair neler yok ki... Bursa, İzmir, Kurtuluş Savaşı, Atatürk, Uludağ eteklerindekii küçük dağ köyü Bithynios ve büyülü mekan Kozahan...


Savaş Yıllarından Kadın Manzaraları





Bir kadın, kaçıyordu… Köylerini , yaşamlarını silahlarla basan Yunan askerlerinden kaçıyordu. Orhangazi’nin Çakırlı köyü kadınlarından Yusuf kızı Şerife’ydi o. Yıl 1920, günlerden 16 Ekim’di. Köylüler kasatura, süngü ve tüfeklerle meydanlarda ve evlerde öldürülürken nasıl olduysa kaçmayı başarmıştı işte. Yanında evine sığınan 5-6 kadın ve birkaç erkek akrabası da vardı. Ancak kısa sürebilmişti diğerlerinin kaçışları... Oğlunu arıyordu Şerife. Yanındakiler Yunanlılarca yaralanır ya da öldürülürken o, oğlunu bulabilmek için sağ kalmıştı belki. Buldu da oğlunu o keşmekeşte. Bir dere kenarında buldu 9 yaşındaki Durmuş’u, sağ kolu dirseğinden kesilmiş ve omzundan kurşunla yaralanmış olarak. Kanlar içinde ve baygındı çocuk. Şerife yavrusunu en azından sağ bulmuş olmanın mutluluğuyla kaçmaya devam etti. Günlerce aç kaldı, korkuyla ilerledi ama her şeye rağmen Dersaadet’e ulaştı. Yunanlıların köyünde gerçekleştirdikleri kıyımdan sağ kurtulmayı başaran birkaç kişiden biri olarak geçti tarihe ve bu anlattıkları Bab-ı Ali’nin 5 Mayıs 1921 tarih 203 nolu dilekçesinde resmi olarak yer aldı.