31.10.2010

Dövüş Kulübü'ndeki Akıl Defteri ya da tam tersi !


İzlediğim bazı filmleri yeniden izlemek ister canım bazen, bazen şartlar yeniden izlemeyi gerektirir. Bu haftasonu da tatili fırsat bilip güzel filmlerle kendimi eğlendirmek istedim. Önce Akıl Defteri'ni (Memento), sonra Dövüş Kulübü'nü (Fight Club) yeniden izledim. Ruhum o harika kurguların içinde huzursuzlandı ve aklımda dönüp duran soru işaretlerinin çengelleri yine içimde oraya buraya batmaya başladı. Seviyorum beni böyle yapan filmleri...

Filmlerle ilgili yorumlarımı geniş olarak belki başka bir zaman yazarım ancak enteresan bir konu var hemen yazmak istediğim. Bilinçaltımın dürtüklemesiyle enteresan bir şekilde farkettim ki Akıl Defteri'ndeki Teddy ile Dövüş Kulübü'ndeki Marla'nın telefon numaraları aynı ! (555 0134 ). Filmleri izlediyseniz bilirsiniz telefon numaralarının göründüğü kısımlar kısacık süren sahneler. Ama Marla'nın numarasını görünce, "Ben bu numarayı bir yerden hatırlıyorum" dedim. Öyle de çıktı, yaklaşık bir saat kadar önce izlediğim sahnelerden birinde bir fotoğrafın altında yazıyordu bu numara! Aradım buldum, gerçekten öyleydi. Bir gönderme mi, bir tesadüf mi bilemiyorum... Baktım internette de bu numarayla ilgili özel bir bilgi yok, hani öyle standart bir numara falansa bu durumun  pek bir anlamı yok tabii. Ancak öyle bir bilgiye de ulaşmadım. 

Bu durum eğer göndermeyse yerinde, tesadüfse ilginç bir tesadüf gerçekten.


 








Ayrıca Dövüş Kulübü'nde daha önce izlediğimde çok ilgimi çekmeyen "IKEA evimizin her şeyi" konusu, bu izlediğimde fazlasıyla dikkatimi çekti, sanırım IKEA evimin pek çok şeyi olduğundan...

24.10.2010

Mahpeyker'i sevmedim. Neden mi?

Yönetmen: Tarkan Özel


Öncelikle, dönem filmi yapmak bence her zaman için daha zor ve buna kalkışanları daha büyük bir saygıyla karşılıyorum. Mantık hataları, kostüm, mekan, makyaj  hataları yapmak kuvvetle muhtemel. Ancak filmde bu şekilde dikkatimi çeken  çok nokta olmadı. Zira Türk filmlerinin artık bu durumu bayağı bir aştıklarını düşünüyorum.

Ancak film bir gazeteci-yazar tarafından yazıldığı için sanırım, senaryo çok da renkli ve derin değildi bana göre. ( Avni Özgürel'i çocukken bayılarak izlediğim "Tarih Yargılanıyor" programından hatırlar ve takip etmeye çalışırım.)  Kösem Sultan'ın Kösem Sultan oluşu  düz ve sıradan bir hikâye gibi anlatılmış,  destekleyici yan hikâyelere hiç yer verilmemiş -ki anlatılan dönem bence buna çok uygun- Filmin ikinci yarısının ortasına kadar "E hadi artık hareket katan bir şeyler olsun" diye düşündüm durdum, olmadı. Ancak sonlara doğru biraz hareket arttı filmde.

12.10.2010

YENİ DÖNEM GAZETESi - 10.10.2010

Edebiyat Nobel’i Bu Yıl Llosa’nın







Hiçbir ödül töreni bizim için dört yıl önceki kadar heyecanlı olmasa da, Nobel Edebiyat Ödülü bu yıl da açıklandı. 2010 Edebiyat Ödülü Mario Vargas Llosa’ya verildi. Akademi, “ iktidar yapılarının haritasını çıkarması ile bireysel direniş, isyan ve yenilginin etkili tasvirini yapması” nedeniyle bu ödülü Lhosa’ya verdiğini açıklarken, ödül 1982 yılından bu yana, Kolombiyalı Marquez’den sonra, ikinci kez bir Güney Amerikalı yazara verilmiş oldu. Ayrıca Llosa’nın üzerine doktora yaptığı Marquez ile aynı ödülü yıllar sonra almış olması da ayrı bir keyif unsurudur sanırım. Aslen Perulu olan yazar Lhosa 1993’te İspanyol vatandaşı da oldu ve İspanya’nın, varoluşunda büyük yeri olduğunu düşündüğünü her fırsatta dile getirdi.

5.10.2010

YENİ DÖNEM GAZETESi - 03.10.2010

Güneşi hatırlayalım...




En unutamadığım film sahnelerinden biridir. Belediye başkanı toplamış köy ahalisini meydana televizyonun ne olduğunu anlatmaktadır, “Televizyon radyonun resimlisidir” diye. Kalabalığın içinden biryantinli saçları, sarı-kahve güneş gözlükleri ve mor pantolonuyla bir adam yüksek sesle sorar “Peki, Zeki Müren de bizi görecek mi?”

1.10.2010

Yolanda Be Cool & DCUP - We No Speak Americano

Nedendir bilmem, bu şarkıyı dinlerken kendimi kocaman renkli bir sarmalı izliyor gibi hissediyorum. Hani çizgi filmlerde olur ya, bir süre sonra gözbebekleri de aynı sarmala eşlik etmeye başlar ve yuvalarından fırlamamak için zor dururlar.Ritme öyle kaptırıyorsunuz ki şarkıyı dinlerken...Kliplerden fazla haberdar olan biri değilim, o nedenle aşağıdaki klibi yeni izledim. Eğlenceli olmuş. Sessiz sinema filmi ve Chaplinvari hikaye ve karakterler bu karnaval havasına çok yakışmış, eğlendim...