30.01.2011

Bu haftasonu ne izledim?

 Bu yıl en iyi senaryoyu kesinlikle bu film almalı !


Murat Gülsoy'dan film hakkında güzel bir yazı, okumak isteyene...


Defalarca izleyebileceğim bir film,tekrar izledim, tek kişilik gösteri. Tom Hanks, Al Pacino'dan sonra Hollywood'un en başarılı erkek oyucusu bence, hatta önce mi acaba ?
Güzel bir düzen eleştirisi...

26.01.2011

The Kids Are All Right

Güzel bir film, değişik bir ilişkiler ağı, pek alışık olmadığımız tarzda, çiftin lezbiyen olması dışında her şey olağan Amerikan romantik filmlerini andırıyor. Hatta bir ara bu durumu unutuyorsunuz bile. (Brokeback Mountain'ı izlerken kapıldığım kimi hislere kapıldım bazı yerlerinde). Anette Bening gerçekten çok iyi oynamış, Oscar adaylığını haketmiş ancak yine de Natalie Portman daha iddialı duruyor bence. Julianne Moore'un oyunculuğunun daha iyi olduğu filmelerini izlemiştik, o nedenle burada biraz sönük kalmış, ancak vermek istediği karakteri de çok iyi canlandırmış, orası ayrı. Mark Ruffalo, yardımcı rolde Geoffrey Rush'a (The King's Speech ) yenilebilir. ( Gerçi henüz filmi izlemedim.) İzlenmesi gereken, güzel bir atmosferi olan film bakalım hangi Oscar ödüllerini alacak?




The Kids Are All Right (fragman)

25.01.2011

2011 Oscar Adayları

Best Motion Picture of the Year



Nominees:

127 Hours (2010)

Black Swan (2010)

The Fighter (2010)

Inception (2010)

The Kids Are All Right (2010)

The King's Speech (2010)

The Social Network (2010)

Toy Story 3 (2010)

True Grit (2010)

Winter's Bone (2010)

24.01.2011

Lost in Translation


NOT: Geri dönüşlerden gördüğüm kadarıyla yazdıklarımdan filmi hiç beğenmediğim gibi bir hava oluşmuş, bunu düzeltmek için yazımı özellikle girişini biraz değiştirip, yeniden yayımlıyorum. Filmi beğendim, izlenmesi gereken filmlerden, ancak beklediğim kadar mükemmel bulmadım. Kimbilir belki de "modernçağda böyle yalın ama aslında dolu dolu bir hikâyenin yaşanma olasılığının düşük olduğuna inancımdır bakış açımı etkileyen.


Sırf adından dolayı izlemek için can attığım tek filmdir herhalde, "Lost in Translation". Bu terimi ilk duyduğuımda bayılmış ve hemen bir kenara not etmiştim, mutlaka üzerine bir öykü yazmalıyım diye (Hâlâ yazacağım...)İzledikçe gördüm ki film için en başarılı seçimlerden biri adı. Hem filme "cuk" oturmuş, hem de güzel bir gönderme var. "Lost in Translation", kabaca, çeviri sırasında oluşan anlam kayıpları için kullanılıyor bildiğim kadarıyla ve uzak, dillerini bilmedikleri bir ülkede(Japonya-Tokyo) eşlerine, hayatlarına, burada ne yaptıklarına anlam veremeyen iki kişinin başına gelenler bu başlık altında verilmiş, bu güzel...


Ancak çok daha başarılı bir film beklemiştim okuduklarıma dayanarak. (Beklentileri azaltmak gerek-hatta parçalayıp yok etmek-, diye hep söylerim ama genelde yapamam tabii.) Filmdeki en iyi şey Scarlett'in ve Bill Murray'nin oyunculukları bence. O yabancılaşmayı ve her şeyin anlamsızlığını film boyunca okuyabiliyorsunuz tavırlarında.

23.01.2011

 
Vasat bir film, ancak Tuncel Kurtiz'i görünce merak ettim. Bu tarz bir filmde bizden birilerini görmek değişik oldu.
Sinan Tuzcu,Savaş Özdemir... gibi isimler de var.

11.01.2011

Eylül


Kadın gider ve bunun şiir olduğu söylenir

kadın gider ve bir şair doğar bundan

(Ben hangi kadından şair olduğumu bilirim)

..."Yazın bittiği her yerde söylenir"se

kadının gittiği de her yerde söylenir

kadın gittiği her yerde şiir diye söylenir:

Kadının gittiği yazın bittiğidir, her yerde

yaz biter kadın giderse, bunun sonu şiirdir,

yazın sonu şiirdir, şiirdir aşkın sonu...

Şehir her semtiyle yazın peşine düşse

yaz uzar bundan ve aşklar da nasiplenir,



yazın peşinde şehir, kadının peşinde şiir

eylülün semtine kadar böyle gidilir

bir gecede gittimdi hazirandan eylüle

eylül yazdan terkedilmişti, şiirse haziranda

kadın tarafından terkedildi o söylenceye:

Bütün oğullar anneyi bir şiire terkeder!

O kadın beni terkederse şair olurum

oğul olduğum kadın sakın beni terketme,

şiirdir söylenir, yazdır biter, kadındır gider



Bütün kadınlar şiiri bir kadına terkeder!



Haydar Ergülen

10.01.2011

Keşif...

Elif Çağlar - Cogito

Güzel film olmuş, Erkan Can'ın oyunculuğu çok iyi gerçekten.

Eğlenceli. Penelope daha iyi.











Güzel bir film..


6.01.2011

Black Swan - Siyah Kuğu

Natalie Portman hayatının rolünü oynamış, daha genç, nelerde oynar bilemiyorum ama bu filmdeki performansının üzerine çıkması oldukça zor. Leon'dan dolayı kendisine bayılmaktaydım zaten, ancak o filmden sonra oyunculuk anlamında ses getiremediğini düşünmekteydim. Ta ki bu filmi izleyene kadar. Kraliçe Kuğu olarak kusursuz bir oyun çıkartıyor Portman, beklenenin ötesinde, filmi tek başına yüklenmiş, almış götürmüş. Konu bir baledeki başrolü kapmak, sahne hırsları gibi olunca yumuşak, görsel güzelliklerle dolu ağlamaklı bir film olacak sanıyorsunuz ama film tamamen acıtıyor, romantizmden öte acıta acıta veriyor mesajını. (Pek çok sahnede kendimi yüzümü buruşturmuş vaziyette bulmamdan belli.) Bir şizofren filmi diye genellemek de hata olur, çünkü duruşu farklı, bu durumu da oldukça sessiz ve derinden veriyor. Aslında film hemen etkisi altına almıyor bence, ortasına kadar falan izlemeniz gerekiyor ancak finale doğru gittikçe yükseliyor ve Black Swan'ın çıkışı gerçekten kusursuz oluyor. En beğendiğim sahne de Nina'nın sahnede yavaş yavaş Black Swan'a dönüşmesi oldu. Darren Aronofsky'nin de tarzını beğendim, izlediğim ilk filmi ve iyi bir başlangıç oldu. Sırada "Requiem For A Dream" var . Yardımcı kadın oyuncu Mila Kunis de cuk oturmuş, ancak annesini ve hocasını pek beğendiğimi söyleyemeyeceğim. Imdb tırıvırılarına göre yönetmen Mila Kunis'e Skype'dan teklif etmiş rolü, seçme yapılmadan. Teknoloji işte...

Black Swan! Kesinlikle izlenmeli.

Filmle ilgili güzel bir değerlendirmeyi buradan okuyabilirsiniz.


Black Swan
Yükleyen ThePlaylist. - Filmler ve diziler Dailymotion'da

Eylül'dü

Eylül'dü.



Dalından kopan yaprakların


sararan yanlarına yazdım adını


Sahte bir gülüşten ibarettin oysa.


Ve hiç bilmedin ellerimin soğuğunu.










Eylül'dü.


Di’li geçmiş bir zamandı yaşadığımız.


Adımlarımızın kısalığı bundandı


Bundandı gözlerimin durgunluğu.


Sarı sıcak cümlelerde sözün kadar yalan,


ellerin kadar ıssız,


sen kadar zamansız molalar veriyordum.


Ve çocuksu bir bencillikti hüznümüz.










Eylül'dü.


İzlerini sildiği zaman ansızın gidişinin,


şimdi yoktu bi anlamı suskunluğun.


Çırılçıplak kalakaldım sessizliğinin orta yerinde.


Sonra sesime yankı vermeyen uçurumlar kıyısında yürüdüm bir zaman


En çok sesini aradım.


Gözlerinse asılı bıraktığın yerdeydiler hala.


Gözlerini sildi zaman..


Dedim ya.. Eylül'dü.


Savruluşu bundandı kimsesizliğimizin.






Cemal Süreya

5.01.2011

Trainspotting

* Yeraltı edebiyatının kült romanlarından birinin sinema uyarlaması. Romanı Irvine Welsh yazmıştı, filme ise yönetmeni Danny Boyle damga vurmuştur.1996 yapımı.

*Bilmeyenler için Boyle'un diğer filmlerinden bazıları Slumdog Millionaire, Sunshine, 28 Days later.

*Film, British Film Institute tarafından tüm zamanların en iyi İngiliz filmlerinden sayılmakta.

*Çekimleri itibariyle sarı-sıcak filmlerden, kimi sahneler tamamen minimal. Bana göre en akılda kalan sahneler, tuvalete dalış sahnesi, bebeğin öldüğü sahne, yine bebeğin tavanda emeklemesi. Bir de Spud'un mülakat sahnesi iyiydi :)

*Filmin müzikleri de çok iyidir ayrıca.

*Filmle ilgili en iyi açıklamalardan biri şu : "Trainspotting, dibe vurmaktan çekinmeyenlerin öyküsü. Kısa ve hayal kırıklıklarıyla dolu hayatların baştan kabulü… Trainspotting, şimdi ve her zaman, bir iş-bir eş-bir yuva masallarıyla doymaktansa hayatın gerçekleriyle aç kalmayı seçenlerin gün sonu özeti." Ancak çok etkilenirseniz sizi uyuşturucu kullanmaya sürükleyebilir, o nedenle dikkat!

ÇUKUR

ÇUKUR




Bilerek mi yanına almadın giderken

başının yastıkta

bıraktığı çukuru



Güveniyordum

oysa ben sevgimize

vapur iskelesi

ya da tren istasyonundaki

saatin doğruluğu kadar



Beni senin gibi

bir de annem terketmişti

ki göbeğimde durur

onun yokluğundan

bana kalan

çukuru



SUNAY AKIN

3.01.2011

 Çok hareketsiz bir film. Roberts ve Bardem'e bile rağmen hikâye sarmadı...Beklediğimden kötü.
Vasat, vakit geçirmek için izlenebilecek tarzda.