7.07.2010

YENİ DÖNEM GAZETESi - 04.07.2010

Yerçekimsiz Kral



Mavi gömlekli mahkûmlar bir hapishanenin yemekhanesinde bağrışıyor. Ortalarında yine mavi gömlekli, garip burunlu, beyaza çalar tenli, fönlü saçlarıyla bir adam haykırarak şarkı söylüyor, ırkçılığa, şiddete karşı.


“All I wanna say is that


They don't really care about us”


Fonda acı çeken insan görüntüleri akıyor, akıyor... Ağlayan siyahi bebekler, çekik gözlü adamlar, savaş kargaşaları...Yıl 1995.


Biraz daha önceleri... 1991 mesela. Rock, rap, pop sentezi bir şarkı “Black or White”, yine ırkçılığa, şiddete isyan, ancak daha şenlikli bir parça. Üstelik pahalı bir video klip, “morphing” tekniğiyle birbirine dönüşen yüzler, büyü gibi. Her defasında hayretler içinde ve hayran kalınarak izleniyor. Bir çocuğun babaya isyanı zaferle sonuçlanıyor, alkışlarken kendimizi Afrika kabilelerinde buluyoruz, derken Tayland, derken Amerika; zaman ve mekân akıp gidiyor. Hiçbir döneme ya da yere ait değil gibi ya da her yere ve döneme ait.


“But, If


You're thinkin'


About my baby


It don't matter if you're


Black or white”


Dışarı çıkıyoruz. Bir sokakta küçük çocuklar ellerinde eldivenler, garip hareketlerle geri geri, kayar gibi yürümeye çalışıyor. (“Moonwalk bu yapmaya çalıştığın.” desen “O ne?” derler ama hepsi hayrandırlar MJ’e.) Ağızlarından garip garip sesler çıkıyor; “Uvvvv”, “Aaaaauuvv”... Bir diğer sokakta kısa paçalı pantolonları, altında beyaz parlak çorapları ve siyah ayakkabılarıyla, saçlarını yüzüne dökmüş fötr şapkalı ergenler, elleri bacak aralarında dans etmeye çalışıyor. “Hacıyatmaz” gibi sağa sola eğiliyorlar, yere en yakın kalanlar alkışlarla şampiyon ilan ediliyor. Kazanan MJ’den bir şarkı patlatıyor “evivedivokke, evivokke”...


Eve gelip televizyonu açıyoruz. MTV, Billie Jean klibini yayımlıyor. İlk defa zenci bir şarkıcının video klibi bu ekranda. Sonra taciz iddiaları, beraat ile biten davalar, muhteşem konser görüntüleri, son konser açıklamaları, para hesapları, “Neverland” eğlenceleri, ağlaşan hayranlar, vitiligo hastalığı, yardım kampanyaları, alışveriş maceraları, beş dakikada harcanan bilmem kaç milyon dolarlar, Grammy ödülleri, Guiness’e giren rekorlar. Bir başka kanalda bir röportaj, “Gerçekten sadece iki burun ameliyatı dışında estetik olmadım.” diyor. “Şarkılarımın her şeyini kendim yapıyorum.” diyor sonra, sözler,besteler, müzikler, danslar, klip konseptleri hep kendine ait. En kötü dedikleri albüm satışı pek çok ufak yıldızın hayal bile edemeyeceği kadar yüksek.


Bir yolculuk... Siyahî başlayıp, yüzde maskeyle biten. Şaibeli, bol sansasyonlu, dünyada bir daha hiçbir pop yıldızının hayal edemeyeceği kadar şöhretli... Döneminin sistemi içinde, birilerinin ünüyle nereye kadar yükselebileceğinin bir göstergesi olması yanında, yetenekli. Tam anlamıyla küresel bir yıldız, ölümüne ananem de üzülüyor, Bahreyn prensi de... Dünya müziğinde bugüne kadar bunu sadece iki pop yıldızı başardı işte. Birini geçtiğimiz yıl 25 Haziran’da kaybettik,Michael Jackson; diğeri -Allah gecinden versin- Madonna. Tik tak, tik tak...

0 yorum:

Yorum Gönder