14.09.2010

Botoks

“Yaşıyorum, ama nasıl?” - Sevim Güler - Bu yıl dördüncüsü düzenlenen Anadolu Hayat Emeklilik “Kadın Gözüyle Hayattan Kareler” fotoğraf yarışması birincisi.




  
  “Çizgilerinden korkmadım ben hayatın. O yüzden böyle derin ve uzun bakarım, insanların içine doğru. Bir oğulun dediği gibi, zamanında küçücük ana rahmine sığan insanoğlu, sonrasında sığamamış ya dünyaya... Ben sığdım galiba, bu çizgiler ondan mıdır dersiniz?”



Bu derinler doldurulamaz öyle yapay malzemelerle. Üstelik neden korkar ki insanlar yaşanmışlıklarının yüzlerine yansımasından. Suni bir kusursuzluktansa, doğal olarak kırışmak değil midir asıl olan? Hayatı kırışmak, yüzümüze bakanlarla. “Bir sana, bir bana...”


Yaşamın kaynağı su ise, yüzlerdeki bu nehir yataklarıdır dallanıp budaklanarak yaşadığımızı ispatlayan. Kimi zaman gözyaşı akar bu oluklardan –mutluluktan olanlar da dahil-, kimi zaman ter. Verimli bir deltanın ortasına uzanmış bir çift göz, her baktığında içinden hayat akan. Güldüğünde hissediyor olmalısın yüzünün çizgilerinin kalbine kadar uzandığını...


Yüz çizgileri parmak izleri gibi değil midir, başka başka? Yaşlılar birbirlerine benzemezler, farklı yaşanmışlıklardan. Ne zaman ki kuruturlar o nehirleri ölümsüzlük saplantısıyla, hepsi “aynı” olur aynaların soğuk sırlarında. Asıl cesaret, yaşayıp da bunu ispat etmektir yüzünüze her bakıldığında.


Anılarınızı yüzünüzden silmeyin...