5.10.2010

YENİ DÖNEM GAZETESi - 03.10.2010

Güneşi hatırlayalım...




En unutamadığım film sahnelerinden biridir. Belediye başkanı toplamış köy ahalisini meydana televizyonun ne olduğunu anlatmaktadır, “Televizyon radyonun resimlisidir” diye. Kalabalığın içinden biryantinli saçları, sarı-kahve güneş gözlükleri ve mor pantolonuyla bir adam yüksek sesle sorar “Peki, Zeki Müren de bizi görecek mi?”





Bilemiyoruz tabii Zeki Müren şu an olduğu yerden bizi görebiliyor mu ama biz onu dinlemiş ve hâlâ dinleyebiliyor olmaktan mutluyuz.(Böyle durumlarda teknolojiyi seviyorum.) Geçtiğimiz hafta Sanat Güneşimiz’in ölüm yıldönümüydü. Tam 14 yıl önce kendisine verilen bir ödüle duyduğu heyecan yaşamını yitirmesine neden oldu. 24 Eylül 1996 Çarşamba günü TRT’de katıldığı bir programda TRT İzmir Radyosu’nda 1951’de, ilk sarksını söylediği mikrafonunu ödül olarak aldığında kalbi bu heyecana dayanamadı. Ekrandaki bu son görüntüsüyle kaldı Zeki Müren akıllarda. Siyah, hafif taşlı elbisesi, her zaman tarandığı gibi taranmış saçları ve kibar konuşmasıyla. 4 yıldır kendini dinlediği Bodrum’daki evinden uzun zaman sonra ilk kez bu program için çıkmış ve sevenlerine son görüntülerini armağan etmişti.



Dönemi içinde değerlendirdiğinizde 2 sanatçının toplumsal kabulü beni hep şaşırtmıştır. Aykırı duruşları, görünüşleri ile dönemi için çok farklı olan bu iki isim, toplumun her kesiminde sevilmiş ve sayılmıştır. Seslerinin yanı sıra saygıdeğer ve mütevazi kişilklerinin bunda etkisi şüphe götürmez tabii. Biri Barış Manço, diğeri Zeki Müren. Bu aykırı duruşlarıyla bile çocuklardan ananelere, sokak aralarından lüks caddelere kadar her katmanda sevilmiş ve sayılmıştır bu 2 isim ve ölümleri herkes için üzücü olmuştur.



Zeki Müren’in cenazesini dün gibi hatırlıyorum. O kalabalık, yollardan taşan ağlamaklı insanlar Sanat Güneşi’ni Emir Sultan Mezarlığı’na taşırken, içlerinden onun şarkılarını mırıldanıyordu eminim. O içtenliği ve şarkı söylerkenki kendinden geçer, tutkulu, kararlı hali gözlerinin önündeydi mutlaka. İlk Altın Plak Ödülü sahibi “Manolyam”, güftelerini yazdığı ve mükemmel seslendirdiği “Şimdi uzaklardasın”, ”Bir demet yasemen","Gözlerinin içine başka hayal girmesin" derinlerde seslendiriliyordu tekrar.



Bu sene de çok sessiz geçmedi mi sizce de Zeki Müren’in ölüm yıldönümü? Zamana yenik mi düştü dersiniz yasımız...