12.10.2010

YENİ DÖNEM GAZETESi - 10.10.2010

Edebiyat Nobel’i Bu Yıl Llosa’nın







Hiçbir ödül töreni bizim için dört yıl önceki kadar heyecanlı olmasa da, Nobel Edebiyat Ödülü bu yıl da açıklandı. 2010 Edebiyat Ödülü Mario Vargas Llosa’ya verildi. Akademi, “ iktidar yapılarının haritasını çıkarması ile bireysel direniş, isyan ve yenilginin etkili tasvirini yapması” nedeniyle bu ödülü Lhosa’ya verdiğini açıklarken, ödül 1982 yılından bu yana, Kolombiyalı Marquez’den sonra, ikinci kez bir Güney Amerikalı yazara verilmiş oldu. Ayrıca Llosa’nın üzerine doktora yaptığı Marquez ile aynı ödülü yıllar sonra almış olması da ayrı bir keyif unsurudur sanırım. Aslen Perulu olan yazar Lhosa 1993’te İspanyol vatandaşı da oldu ve İspanya’nın, varoluşunda büyük yeri olduğunu düşündüğünü her fırsatta dile getirdi.


Marquez’in yeri bende ayrıdır ancak Llosa’nın da metinlerinin mükemmel olduğunu söylemeye gerek yok sanırım. Llosa, ödülü kazanmasının başta bir şaka olduğunu düşündüğünü belirtmiş ilk açıklamasında, yıllar önce bu şakanın İtalyan yazar Alberto Moravia’ya yapıldığını hatırlatmış. Vargas Llosa, daha sonra da aldığı bu ödül için ''Bu, Latin Amerika edebiyatının ve İspanyol dilinin kabul edilmesidir'' diye eklemiş. Gerçekten Latin Amerika edebiyatında, İspanyolcada yazılmış çok güzel eserler var olmasına rağmen, pek çok konuda olduğu gibi İngilizce, meydanı kimseye kaptırmamakta ısrarlı. Yine de bu tarz hamlelerle diğer dillerin eserlerine de dikkat çekiliyor olması keyif verici.


74 yaşındaki yazarın yayınlanan ilk eseri 1952'deki "İnkanın Kaçışı" adlı oyunu. Ardından çeşitli dergilerde öyküleri yayınlanan Llosa’nın ilk romanı "Kent ve Köpekler" ise 1963'de yayınlandı, ve gördüğü büyük ilginin ardından pek çok dile çevrildi. Güzel Türkçemize çevrilmiş yaklaşık 13 eseri bulunuyor sanırım. Llosa'nıın tamamı Can Yayınları'ndan çıkan ve Türkçe'ye çevrilen kitapları: And Dağlarında Terör, Cennet Başka Yerde, Don Rigoberto'nun Not Defterleri, Elebaşılar/Hergeleler, Julia Teyze, Kent ve Köpekler, Masalcı, Mayta'nın Öyküsü, Palomino Molero'yu Kim Öldürdü, Teke Şenliği, Üveyanneye Övgü. Ayrıca Ayrıntı'dan çıkan fakat şu an baskısı bulunmayan “Yüzbaşı ve Kadınlar Taburu” da var.


Yaşadıklarına bakıldığında da, diğer yazarlardan ayrılmasına neden olan kimi olaylar olduğunu görüyoruz Llosa’nın geçmişinde. 1990'daki Demokratik Cephe'nin adayı olarak katıldığı Peru başkanlık seçimleri, parçalanmış bir ailenin getirmiş olduğu travmatik etkiler, gazetecilik maceraları, kendinden 13 yaş büyük yakın bir akrabasıyla yaptığı evliliği, daha sonra kuzeniyle yapmış olduğu evlilik, Marquez ile yumruk yumruğa dövüşmeleri... Bu tarz olayları okumayı seviyorum ben. Çünkü bu eserleri ortaya koyanların dünyaüstü yaratıklar değil de, aslında normal insanlar olduğunu ispat ediyor gibi geliyor.


Llosa ödülünü 10 Aralık'ta Stockholm'de düzenlenecek törende alacak. Bakalım konuşmasında neler söyleyecek...