1.09.2010

YENİ DÖNEM GAZETESİ-29.08.2010

Gelincikleri gören oldu mu?



Geçtiğimiz hafta sonu Mısır’dan bir soygun haberi geldi. Ünlü ressam Van Gogh’un yine çok ünlü tablosu “Gelincikler”, bulunduğu Kahire Mahmud Halili Müzesi’nden çalındı. Hani şu bir vazonun içinde sarı çiçeklerin bulunduğu, kenarından da iki-üç gelinciğin sarktığı meşhur tablo.


Ne zaman böyle bir haber duysam hemen James Bond filmleri gelir aklıma. Çok yakışıklı smokinli adamlar, güzel, alımlı kadınlar, bilgisayarvari saatler, gözlüklere takılan kameralar, kalemlere yerleştirilen alıcılar vs. Ancak bu haberde, bunların hiçbirine gerek olmamış gibi duruyor. Zira BBC’nin haberine göre müzede bulunan 43 güvenlik kamerasından yalnızca 7’si çalışır durumdaymış, alarmlardan ise hiç ses yok. Üstelik müzeyi o Cumartesi günü sadece 10 kişi gezmiş, resmi kayıtlara göre. İçinde Monet, Renoir ve Degas'ın tablolarının bulunduğu, 19. ve 20. yüzyılın önemli eserlerine ev sahipliği yapan bu müzeyi bir Cumartesi günü yalnızca 10 kişi ziyaret etmiş ve bu ziyaretçilerden muhtemelen biri ya da birkaçı tabloyu çalmak için gelen hırsızlar.


Bu çok büyük boyutlarda olmayan “Gelincikler” (30x30 cm), kimilerine göre 50 milyon dolar değerinde, kimilerine göreyse paha biçilemez... Tablo çerçevesinden kesilerek çıkartılmış ve sonuçta bir orjinal Van Gogh tablosu artık olması gereken yerde değil. Gerçi Cumartesi günü bile sadece 10 kişinin merak edip gittiği bir yer, olması gerektiği yer mi, o da tartışılır...


Üstelik bu, tablonun başından geçen ilk kaçırılma hikâyesi de değil. 1978’de aynı müzeden çalınmış ve on yıl sonra Kuveyt’te bulunarak tekrar müzeye dönmüş. Gelincikler çalındı, Gelincikler bulundu, Gelincikler çalındı, Gelincikler bulundu. Yok, yok bu kez aslında bulunmadı. Havaalanında o 2 İtalyan boşu boşuna yakalandı. “Bulundu” haberleri yalanlandı. Şimdi tablo nerede, kimde bilinmiyor. Havaalanları, limanlar kapatıldı.


Zaman zaman bu tür haberleri çok duyuyoruz. Hatta Türkiye’de de bazı enteresan hırsızlıklar yaşanmıyor değil. Ancak ben, bu tür hırsızlıkların motivasyonunun ne olduğunu pek anlıyor değilim. Çünkü böyle bir muhteşem tabloyu çalsanız ne yapacaksınız? Nihai olarak sizde kalacaksa eğer, satsanız satamazsınız, sergileseniz sergileyemezsiniz, evinizin -ev değil muhtemelen malikanenizin- duvarlarına asamazsınız. Bunları bırakın, kimseye söyleyemezsiniz bile, e o zaman bu tabloya sahip olmanın tadı nasıl çıkacak! Tek başına yaşanan bir ego tatmini sadece sanırım.


Neyse en azından bu kez sadece tek eseri çalmışlar. Mayıs’ta Paris Modern Sanatlar Müzesi’nde gerçekleşen soygun gibi 5 tabloyu birden götürmemişler. Pablo Picasso'nun Le pigeon aux petits pois’si , Henri Matisse'in La pastorale’i , Georges Braque'ın L'Olivier près de l'Estaque’su, Amedeo Modigliani'nin La femme à l'éventail’i ve Fernand Léger'nin Nature morte aux chandeliers’i hâlâ kayıp çünkü. Dileyelim de bir an önce bulunsunlar...