24.11.2010

Son izlediklerimden... Kasım 2010


İzlenebilir bir Robin Hood filmi. Eğlenceli yanları da var. Cate Blanchett kesinlikle bu dönem filmlerine çok yakışan bir kadın.









Kesinlikle çok vasat. Görselleri başarılı olabilir diye izlemiştim ama klişelerle o kadar dolu ki kimi yerlerde tahammül etmekte zorlandım. Dünya yarılırken hemen önünde hızla kaçan birileri, çukura düşen araçtan son anda kurtulan adam, parçalanmış ailenin kahraman eski babası, fedakar yeni babası, klasik bir cici kız ve kurtulan köpeği klişesi, kaba ve bencil Rus zengini...Daha onlarcası. Bari filmin sonunda dışarı çıktıklarında yüzlere aşağıdan yukarı vurmaya başlayan gün ışığını yapmasaydınız. Modern bir Nuh'un Gemisi yapmaya çalışmışlar, bence hiç olmamış. Ayrıca öyle bir durumda Amerikan Başkanı'nın halkıyla kalacağını da hiç sanmam !


 Bilgisayar oyunları üzerine keyifli bir eleştiri filmi olmuş. "Society" sahneleri de, savaş oyunu sahneleri kadar çarpıcıydı. Aslında sürükleyen konu klasik bir kaçış kurgusu, ancak göndermeleri güzeldi, sevdim. Kadını oynayan şişko terli ve sürekli yemek yiyen adam en etkileyici simgelerden biriydi bence. Kötü adamın son sahnelerde yaptığı dans da oldukça başarılıydı.







 İzlenebilir bir romantik komedi, Gerard Butler da her tür role yakışan oyunculardan. Aksiyon, romantik komedi, eski çağlarda geçen filmler...
Ugly Truth da çok eğlenceliydi. Spartalı halini henüz izlemedim.






İzlenebilir bir Türk filmi. Zaman zaman komik, zaman zaman duygusal. Hikâye ve abi Fareler ve İnsanlar'ı çok çağrıştırıyor yalnız... 











Başarılı bir film ancak abartıldığı kadar çarpıcı gelmedi. En iyi sahne komutanın gece askerin odasına girip askerine yaptığı konuşmaydı.










Atmosferi çok güzel yaratılmış, kendine özgü havası olan bir film. En çok Nurgül Yeşilçay'ın oynadığı karakter etkiledi beni.
İyi bir distopya. Oyuncullar çok iyi. En iyi kötü adam Gary Oldman, üzerine tanımam

Oldukça sürükleyici bir aksiyon.



 Eğlenceli. Miranda'nın mavi kazak üzerine yaptığı açıklama en etkileyici kısmıydı filmin. Bir de "Bunun sadece bir dergi olduğunu mu zannediyorsun sen? "
Bernal'ı Paramparça Aşklar & Köpekler filminden bu yana çok başarılı bulurum, etkileyici bir durşu ve oyunculuğu var. Yol arkadaşı ALberto da aslına oldukça uygun bulunmuş. Başlarda biraz vasat geldi film ancak gittikçe yükseldi. Görselleri çok iyi, kesinlikle sinemada izlenmeliymiş. Özellikle Peru'da geçen ve İnkalardan bahsedildiği sahneler güzeldi. Cüzzamlılara yaklaşımlar, bugünlerde oynayan Türkan'ı hatırlattı. Dünyanın her yerinde korkuların aynı olması çok çarpıcı. Madene seçilen işçilerin olduğu sahne de Eski Hal'in oradaki emek pazarını çağrıştırdı. Dünyanın  her yerinde pazarlar da aynı, bu da çarpıcı...