12.08.2011

Eternity and a Day / Sonsuzluk ve Bir Gün

Tam da Kasım'dan kalma bir Ağustos sabahına yakışacak bir film.

Hayat, ölüm, zaman, dil, aşk, insan  ve daha pek çok şey üzerine çok iyi bir film... Müziklerinin güzelliğinden söz etmeye gerek bile yok...

Heraklitos’un “Zaman, sahilde çakıl taşlarıyla oynayan bir çocuktur" sözüne gönderme ile başlar.

"Neden anne? Neden hiçbir şey beklediğimiz gibi olmuyor? Neden? Neden çaresizce çürümek zorundayız acı ve ihtirasla ikiye bölünerek? Neden?"

"Hey! Selim!

 Bu gece bizimle olamaman ne acı

 Hey! Selim!


Çok korkuyorum, Selim.


Deniz o kadar büyük ki!


Gittiğin yerde bizi ne bekliyor Selim?"



Çok önceleri bir şairin kelimeler satın alarak kendi dilinde yazmaya çalıştığı bir şiir, o yarım kalan şiiri günümüzde, bir çocuktan kelimeler satın alarak tamamlamaya çalışan ömrü neredeyse hiç kalmamış bir adam. Kelimelerse "Korfulamu (çiçek göbeği, huzur ve şefkati temsilen); Xenitis(daimi sürgünde olan, her yere yabancı), Argathini(gecenin en geç saati)"

.

"Kumlarda çırılçıplak yürüdüm.Rüzgar esti.Bir tekne geçti.Sen, uyandıramayacağım kadar uzaktaydın.Üzerimde hâlâ sıcaklığını hissediyordum.Beni hayal ettiğini hayal etmeye cesaret edemiyorum!"

**Uzak iyidir diye bilirdik de bu filmde "uzak derindir", onu da öğrendik




Bir gün, sana sormuştum:"Yarın ne kadar sürecek?"


Cevap verdin bana "Sonsuzluk ve bir gün kadar."












 

1 yorum: