30.03.2011

Testosteron - Oyun Notları

Uğur Mumcu Sahnesi
29.03.2011 20.00

Şimdiye kadar izlediğim hiçbir şeye bu kadar gülmedim.

Metin, oyunculuklar, sahne tasarımı çok başarılı.

Yazan Andrzej SARAMONOWICZ
Çeviren Neşe TALUY YÜCE
Yöneten Kemal AYDOĞAN

Oynayanlar:

Metin Coşkun, Onur Ünsal, Emre Karayel, Mert Fırat, Timur Acar, İnan Ulaş Torun, Tuna Kırlı





Testesteron Oyun Atolyesi

Kerem Gibi - Oyun Notları

Fethiye Kültür Merkezi
19 Mart 2011 20.00

Mükemmel derleme, mükemmel şiirler, mükemmel müzikler ve mükemmel oyunculuk...

Başka diyecek söz yok!

Şiir dinlemeyi sevmem, bence şiir okunmalı. Ama Nazım şiirlerini Genco Erkal'dan, aşk şiirlerini Selçuk Yöntem'den, OrhanVeli'yi Müşfik Kenter'den dinlerim, o kadar...






Üniversite Yıllarından Hatırladığım Oyunlar

Bu hafta 2 süper oyun izledim. Her oyundan sonra da öğrencilik yıllarımda neleri izlemiştim diye düşünmeye başladım.

Aziz Nesin Sahnesi'ni ne severim! Herkes bu sahnede en az bir oyun izlemeli. AKM'nin büyüklüğü de beni hep etkilemiştir.

İşte aklımda kalanlardan bazıları...


Urfaust

Çın Sabahta


Arturo Ui'nin Önlenebilir Tırmanışı



 
Küçük Adam Ne Oldu Sana?

 
Efrasiyab'ın Hikâyeleri

 


 
Vişne Bahçesi


28.03.2011

La Isla Bonita (Live Earth)

Dinlemeye doyamadığım konser kayıtlarından biri.

Madonna’nın en sevdiğim şarkısı ve versiyonu

The Pierces – Secret

Kar yağarken dinlenecek müzikler







2 şarkı arasındaki 7 farkı bulun !





Bir şarkı bu kadar mı “cool” söylenir. Alkışlar Mehmet Erdem’e

BraAgas

Sokakta yapılan müziğin de tadı bir başka…




Zaz

Ayrılık



kaç gecenin çölüdür bu ayrılık

kaç şiirin dölüdür üstüme

örttüğün bu ince sessizlik

kalbim alış artık, kır kendini

kendi duvarında, sesini

kendi duvarına haykır.

tesadüfen birbirine rastlamış

başka başka aşklarsızın siz artık

geceyle gündüz gibi birbirine

ayrılmış. O ki rüzgar, bir zaman

senin çölünde kumlar uçurmuş,

o ki gece ve esmer, görmüyor

sahrayı, sesi içinde karışmış.

her ayrılıkta kendine saplanan bir hançer

kendi sabrını deneyen taş,

kendi uykusuzluğunda yatak oldun.

kül koy şimdi yanına korunun

seni kavuran onu da yakmasın.

aşkla besle kendini, gül yetiştir,

sardunya çoğalt.

ki, sen aşktan ve ayrılıktan

başka ne anlıyorsun.

Birhan KESKİN

Neleri İzledim? The Fall

Masal dinler gibi izlenen bir filmdi gerçekten. Bu masalsı hikâyelerde görsel efekt kullanılmamış olması daha ilginç bence. Yönetmen Tarsem Singh, 18 ülkede 26 farklı lokasyonda çekilmiş film. Post Prodüksiyonu 4 yıl sürmüş! Gerçekten izlenesi. Sonuna doğru Roy’un tüm masal kahramanlarını öldürdüğü sahneler ve küçük kızın çırpınışı en etkileyici kısmıydı bence. Pek çok gönderme vardı filmde.

Imdb tırıvırılarına göre bir tanesi aşağıda:

Darwin's monkey "Wallace" is a reference to the naturalist Alfred Russel Wallace who independently developed the idea of natural selection. Darwin and Wallace presented the theory together, but due to the publication of "On the Origin of Species" Darwin usually gets sole credit for the theory. The scene on Butterfly Island when Darwin closes Wallace in the sack and says " we.... I have an idea" alludes to him taking sole credit for ideas that were not completely his own.

Ayrıca Alexandria’nın maskesini çok beğenmiştim, Dali’nin yandaki bu tablosundan esinlenerek hazırlanmış.

Aronofsky – Mansell

Kült filmlerden biri "Requiem For A Dream" ve bu filmi o kusursuz müziği olmadan hatırlamak neredeyse imkansız. Bu filmde müzikler destekleyici bir unsur olarak değil de hikayenin unsurlarından biri olarak duruyor karşımızda ve filmin çarpıcılığını sağlayan tokatları o atıyor sanki izleyicinin yüzüne. Elektronik sesler hikayenin tüm sinirlerinize etki etmesine yol açıyor adeta. Lux Aeterna filmi izlesin izlemesin pek çok kişinin aşina olduğu bir parça ayrıca. Lux Aeterna'yı Clint Mansell bestelemiş ve Kronos Quartet kusursuz şekilde icra etmiş. ( Bu quartetin başka güzel işlerinden bir örnek de Four for Tango, dinlemeye değer.)

Aronofsky filmlerinin tamamında Clint Mansell ile çalışmış. Pi, Requiem For A Dream, The Fountain, Black Swan. Hepsinin müziklerinde Mansell imzası var. Kusturica-Bregovic ikilisi gibi bir anlamda. Aronofsky filmlerini Mansell'in sesini duymadan izlemeniz imkansız. İşte bahsettiğim örnekler aşağıda.







Ayrıca Lux Aeterna'yı "Requiem For A Tower" adıyla Yüzüklerin Efendisi filmi için de kullanmışlar, orkestra ile çalarak. O da görkemli bir versiyon olmuş...

8 Mart Notu

Ne zaman ki çocuklarımıza töre cinayetinin ne demek olduğunu örneklerle anlatamayacağız, ne zaman ki üçüncü sayfalar eski karılarını göz göre göre doğrayan adamların haberleriyle dolmayacak, ne zaman ki 13 yaşında bir çocuğa 26 kişi tecavüz ettiğinde "istese karşı koyabilirdi" diye karar vermeyecek yurdum mahkemeleri, ben o zaman kadınlar gününü kutlarım, aksi halde sadece yas tutabilirim, her gün gibi...





Neden 8 Mart ?

8 Mart 1857 tarihinde ABD'nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda çoğu kadın 129 işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katıldı.

26 - 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka'nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) bu tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart'ın "Internationaler Frauentag" (International Women's Day - Dünya Kadınlar Günü) olarak anılması önerisi getirildi ve oybirliğiyle kabul edildi.

İlk yıllarda belli bir tarih saptanmamıştı ve değişen tarihlerde fakat her zaman ilkbaharda anılıyordu. Tarihin 8 Mart olarak saptanışı 1921'de Moskova'da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı'nda gerçekleşti. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında bazı ülkelerde anılması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960'lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletleri'nde de anmaya başlanmasıyla daha güçlü bir şekilde gündeme geldi!! Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart'ın "Dünya Kadınlar Günü" olarak anılmasını kabul etti. (Birleşmiş Milletler'in sitesinde günün tarihine ilişkin bölümde, kutlamanın New York'ta ölen işçilerin anısına yapıldığı yazılmamış.)

Neleri izledim?

Sofia, Savaş ve Barış'ı tam 6 kez el yazısıyla kopyalamış. Aşka bak !




23.03.2011

Neleri izledim?

Nicolas Cage'in oyunculuğunu beğendiğim tek film. Senaryo orjinal ve hikâyenin kurgusu çok başarılı. Güzel bir postmodern film olmuş. İzlenesi.

Klasik aşk hikâyesi... Vakit geçirmek için izlenebilir.

21.03.2011

80'liler yaşlandı mı?

Cevap veriyorum, evet! Üzgünüm arkadaşlar yaşlandık. Neden mi? Artık evlenip çoluk çocuğa karışanlar ya da gözlerinin kenarında kaz ayağı belirenler olduğu için yaşlanmadık biz. Aslında yaşlandığımızı bir anda çağrıştıran şu Turkcell reklamı oldu, hani kızın köy okulunda sobayı yakamadığı reklam var ya, o. Yani diyeceğim Turkcell’e gerek yok, bizim kuşak bunu zaten bilirdi...

Kuzine sobayı hiç görmemiş, soba üzerine maşa koyup, üzerinde kızarmaya başlayan ekmek kokusunu hiç duymamış çocuklar için, mandalina kabuklarını özenle dizip kokusunu içine çekmek için burunlarını yakmayı göze almamış çocuklar için, güğümün içindeki suyun ısınıp ısınmadığını anlamak için elin ne kadar süre ve ne kadar bir baskıyla o güğümün üzerinde kalması gerektiğini neredeyse içgüdüsel olarak bilmeyen çocuklar için yaşlıyız artık biz. Sonbahar sonlarında düzenlenen soba kurma törenlerine katılmadıkları, kurulan sobaların borularındaki kırık şemsiyeleri andıran askılara çorap, atkı, gömlek asıp kurutmadıkları, odayı saran o deterjan ya da sabun kokusunu içlerine çekmedikleri için yaşlıyız biz artık. Kabul edelim. Bizim dönemde soba kovasını doldurmayı ve sobanın içine yerleştirildiğinde altındaki delikten mutlaka bakıp hava alıp almadığını kontrol etmek gerektiğini bilmeyen var mı? Ya da soba tüttüğünde ne yapılması gerektiğini?

Dinl


MusicPlaylistView Profile
Create a playlist at MixPod.com

80'liler için yerli müzik


MusicPlaylistView Profile
Create a playlist at MixPod.com